Lisanımız döndüğünce: Haber odalarının tercümeyle imtihanı

Çevirmen, çoğu zaman bir anlatıdaki ifadeleri bir başka dilde ifade etmeye çalışırken anlatıda okuyucuya yansıtılmak istenen deneyim ve duyguları da yakalamaya gayret gösterendir. Çeviri alanında çalışanların sıklıkla duyduğu İtalyanca bir deyiş olan “Traduttori traditori” (Çevirmenler haindir) ibaresi, aslında biraz sert görünse de bir bakıma çevirmenin her daim tetikte olması gerektiğini ima eder. Çevirmen her ne kadar kusursuz bir iş çıkaramayacağını bilse de, belirli bir kültür içerisinde büyüyen ve o kültüre içkin bir bağlam içindeki bir anlatıyı yabancı bir kültüre aktarmakla mükellef;  bu aktarımın doğruluğu için de sürekli bir yol yordam arayışında. Görünen o ki İtalya’da bahsi geçen deyişin dillendirilmeye başladığı dönemde çevirmenler bu kaygıları pek de taşımıyormuş ve kendilerine “traditore” damgası kolaylıkla vuruluvermiş.

Teyit’te son haftalarda hatalı çeviri kaynaklı birkaç yanlış haberle karşılaştık ve bunları ele alırken zorlandığımız bazı noktalar oldu. Bilgi ekosistemini kirleten bu tarz çalışmalara nasıl yaklaşmamız gerektiği üzerine biraz daha kafa yormamızın gerekli olduğu ortaya çıktı.

Öncelikle sorunun ne tür bir bilgi bozukluğuna örnek teşkil edebileceğini düşünerek yola koyulabiliriz. Hatırlatmak gerekirse genel olarak bilgi bozukluğunun üç türü olduğunu görüyoruz: Dezenformasyon, mezenformasyon ve malenformasyon. Bu kavramsallaştırmaların son ikisine Türkçe çalışmalarda pek rastlamıyoruz. Ancak bilgi kirliliğinin boyutlarını araştırırken bu kavramların da bizlere ışık tutabileceği anlar olmuyor değil. Özetlemek gerekirse:

Dezenformasyon = yanlış bilgi + kötü niyet
Mezenformasyon = yanlış bilgi + hata (kötü niyetin bulunmaması hali)
Malenformasyon = doğru bilgi + kötü niyet

Konuyla ilgili daha detaylı bilgiye Avrupa Konseyi’nin “Information disorder: Toward an interdisciplinary framework for research and policy making” başlıklı raporundan ulaşabilirsiniz.

Bu noktada hatalı çeviri çalışmaları büyük oranda dezenformasyon veya mezenformasyon kapsamında düşünülebilir. Burada bir hatalı çeviriyi net bir kategoriye yerleştirmek için çevirmenin niyetini de sorgulamak gerekiyor. Anlatıya orijinal metni tahrif etmek için yaklaşan bir çevirmenin işi, kolaylıkla dezenformasyon kapsamına girebilecekken böyle bir niyetin açıkça görülemediği durumlarda bir bulanıklık söz konusu.

Konuya daha da tartışmalı bir yerden dahil olalım. Çevirmenin tarafgirliği, niyetinin kötü olduğu anlamına gelir mi? Taraflı yayınlarda, ilgili yayının izlediği çizgiye yakın çevirmenlerce yapılan tercümeler, hangi durumlarda dezenformasyon örneği teşkil edebilir? Taraflı çevirmen İtalyanların deyişiyle “traditore” midir? Teyit’e son haftalarda ulaşan benzer iddialara yeniden bir göz atarak yanıt aramaya çalışalım.

Le Monde Erdoğan’ı emperyalizme karşı savaştığı için “övmedi”

Akşam gazetesi 6 Temmuz günkü nüshasına “Le Monde yazdı: Emperyalizme karşı savaşıyor” manşetini attı. Manşette yanıltıcı olduğundan şüphelendiğimiz ilk nokta “Le Monde yazdı” ibaresiydi. Çünkü her gazetede olduğu gibi Le Monde’da da onlarca farklı yazar var ve bu yazarların yazdıkları kendilerini bağlıyor. Le Monde’un Erdoğan’ın izlediği stratejiye dair kurumsal bir açıklama yapması zaten beklenemezdi. Ancak elbette Akşam’ın izlediği yol, Türkiye’deki yayıncılık anlayışa dair bir şeyler söylüyor olabilir. Bir gazetenin yazarının ancak ve ancak kurumun iplerini elinde tutan sermaye sahiplerinin ideolojisiyle örtüşebileceği kanısı, akıllardaki yazar gazete bağıyla ilgili ipucu verebilir.

Akşam gazetesinin 6 Temmuz 2020 tarihli manşeti

Akşam’daki haberin içeriğine baktığımızda, Le Monde’da çıkan yazının Erdoğan’ın izlediği politikaları över nitelikte olduğu izlenimini ediniyoruz. Yazı gerçekten böylesi bir yaklaşımla bir Le Monde yazarı tarafından mı hazırlanmış diye baktığımızda ise farklı bir gerçekle karşılaşıyoruz.

Hazırladığımız analizde Le Monde’da çıkan yazının Fransızca’dan Türkçeye tam çevirisine yer verdik. Akşam’ın haberinin yazıyı özetlemekten uzak olduğu ve bir tarihçi tarafından yapılan değerlendirmeyi bağlamından kopararak aktardığı açıkça  görülüyordu. Yazıyı yazan tarihçi Olivier Bouquet’e de ulaştık, Akşam’ın haberine yansıtıldığı gibi bir övgü niyeti taşımadığını, bizzat kendi ağzından da teyitledik.

Bu analizde bizim için tartışma konusu olan, yaptığımız çıkarımdı. Akşam, yazıyı bağlamından koparmış ve yazının içindeki bazı cümleleri Türkçe’ye abartılı bir dille çevirerek aktarmıştı. Haber doğrudan  “Le Monde, Erdoğan’ı övdü” demiyorduysa da, haberdeki övgü iması pek gizli saklı da değildi. Bu yüzden iddiayı ele alırken konunun bu yönüne eğildik ve iddianın doğru olmadığını ifade ettik. Ancak burada çekincesiz tespit edebildiğimiz “niyet”, her zaman bu kadar aleni olmayabiliyor.

Peki Akşam neden bu yola başvurdu? Haberi yazanın amacının kötü olduğu söylenebilir mi? Burada tarafgirlik devreye giriyor. Şahsi görüşüm “taraflı” çevirmenlerin “traditore” olarak değerlendirilmemesi gerektiği. Taraflılıktan kimse azade değil. Yapılan faaliyet en acısından  “kötü bir gazetecilik örneği” olarak sınıflanabilir. Bu pratiği bir çeşit “confirmation bias” yani doğrulama yanlılığı örneği olarak görebiliriz. Bir bulgunun yanlılıkla yorumlanarak  belli bir inanç ve düşünceyi onaylayacak nitelikte verilmesinin asıl zararının,  gazeteye duyulan güvene olacağı gerçeğini ısrarla hatırlatmak gerek.

Anadolu Ajansı “mizahi” bir Fransız dergisinin haberini gerçek sanmadı

Hatalı çevirilere başvurmanın belirli bir siyasi gruba özgü olduğunu düşünenler çıkabilir. Ancak işin aslı bu değil. Anadolu Ajansı’nda Libya hakkında yayınlanan bir haber, birçok farklı yayın kuruluşunda “AA, Fransa’nın hiciv dergisini gerçek sandı” başlığıyla paylaşıldı.

Hazırladığımız analizde yine ilgili metni orijinal dilinden Türkçeye çevirdik. İddiaların büyük bir kısmı Anadolu Ajansı’nın referans verdiği Le Canard Enchainé dergisinin kendini internet sitesinde “her çarşamba yayımlanan satirik gazete” olarak tanımlamasından ileri geliyordu. Burada iddiaları öne süren yayın kuruluşlarının satirik veya bir diğer deyişle hiciv amaçlı yayınlarla mizahi veya parodi içerik üreten yayınları birbirinden ayıramadığını fark ettik. Nitekim hiciv ile parodi birbirine eş anlamlı kavramlar değildi ve hiciv amaçlı yazılan bir içerik, doğruluk değeri taşıyabilecek argümanları da içerebilirdi.

Le Canard Enchainé’nin internet sitesindeki ibare

Bu nedenle hazırladığımız analizde dergiye doğrudan atfedilmeyen “mizahi”lik vasfını öne çıkardık. Anadolu Ajansı’nın referans verdiği derginin Fransa’da etki yaratmış birçok araştırması bulunuyordu. Dergideki yazı derginin bir dönem genel yayın yönetmenliğini de yürüten Claude Angeli tarafından hazırlanmıştı ve mizahi bir unsur barındırmıyordu. Ulaştığımız Fransız gazeteci Liselotte Mas, dergideki haberlerin doğru bilgilere dayandığını, yalnız dilin ve kullanılan jargonun “hicvi” olduğunu belirtmişti.

Peki çeşitli haber kaynakları Anadolu Ajansı’nın “mizahi” bir Fransız dergisinin haberini gerçek sandığını neden dile getirmişti? Burada da bir çeşit “confirmation bias” gözlemek mümkün. Anadolu Ajansı’nın yanlılığı, muhalif kitlelere yakın yayın kuruluşlarınca uzun zamandır eleştiriliyor. AA’nın referans verdiği kurumun kendini “satirical” olarak nitelendirmesi, kullanılan kavramın bağlamına hakim olunmaması neticesinde, hatalı yorumlanmış ve yine mevcut peşin hükümleri tasdikleyecek şekilde aktarılmış.

TOGG’dan Britanya basınında ‘çığır açan ilk yerli otomobil’ olarak bahsedilmedi

Son örneğimiz ise İhlas Haber Ajansı tarafından servis edilmesinin ardından Hürriyet, Sözcü, TRT Haber, A Haber, HaberTürk, CNN Türk gibi pek çok kuruluş tarafından haberleştirilen, Britanya basınında yerli otomobil TOGG’dan “çığır açan otomobil” olarak bahsedildiği haberi idi.

Hürriyet’te de yayınlanan bu haberin hazırladığımız analizin ardından düzeltildiği görülüyor.

Bu esasında çok basit bir çeviri hatası. Ama yarattığı domino etkisi Türkiye’de yayıncıların, kurum içi teyit mekanizmalarından ne denli yoksun olduklarını gösteriyor.

The Telegraph’ta sadece bir cümleyle yer alan “Groundbreaking ceremony for engineering, design and production center for Turkey’s first indigenous car TOGG is held in Gemlik district of Bursa, Turkey” ifadesindeki “groundbreaking” kelimesinin araç için dile getirildiğini düşünen çevirmenin hatasıyla başlayan zincir, İHA editörlerinin haberi teyit etmemesiyle büyük bir dalga halinde hatırı sayılır sayıda yayın kuruluşuna iletiliyor ve yine anlıyoruz ki ajanstan gelen haber kontrol edilmeden sayfalarda yer edinebiliyor.

Burada bir “confirmation bias”tan daha ziyade dikkat çekmek istediğim, büyük medya kuruluşlarının bazı damarlarına temas edildiğinde ne denli zayıf olduklarının çabucak görünmesi. Yerli araç projesinin bir kesim için epey çekici olması, hatalı bir çevirinin hiçbir sorgulamadan geçmeksizin yüz binlerce okuyucuya ulaşmasına olanak tanıyabiliyor. Giriş düzeyinde bir İngilizce ile haberdeki “groundbreaking” kelimesinin araç için değil “ceremony” için kullanıldığı – ve bunun aslında “temel atma töreni” anlamına geldiği – anlaşılabilecekken, bu sorgulamanın onlarca kurumda hiç yapılmamış olması durumun vehametini gösterir nitelikte.

Tabi bu ve benzeri haberlerde, bir sosyo-psikolojik faktör daha görmek mümkün. Neden toplumsal alanda doğru, yaşamımız için olumlu olduğuna inandığımız gelişmelerde yurt dışından -daha doğrusu “Batı”dan- onaylanma ihtiyacı hissediyoruz? Birilerinin bize “çığır açan” bir araç yaptığımızı hatırlatması neden hoşumuza gidiyor? Bunun doğru olması durumunda bile nasıl bir haber değeri var? Bu sorulara verebileceğimiz yanıtlar, Teyit’in çalışma alanının dışında kalıyor gibi gözüküyor.

Teyit ekibinin çalıştığı alanla ilgili bilgi, birikim ve deneyimlerini aktardığı İçgörü yazısını sonuna kadar okuduğunuz için teşekkürler.

Bu kategorideki yazılarımızı daha hızlı sürede hazırlamamız ve daha fazla kişiye ulaştırabilmemiz için bizi Patreon sayfamızdan destekleyebilirsiniz.  

Kaynaklar

OUPBlog, Traduttori traditori, Mark Davie

Teyit, Bilgi bozukluğunu anlamak için kavramlar

Avrupa Konseyi, Information disorder: Toward an interdisciplinary framework for research and policy making, Claire Wardle ve Hossein Derakhshan

Teyit, Le Monde Erdoğan’ı emperyalizme karşı savaştığı için öven cümleler yayınlamadı

Teyit, Anadolu Ajansı’nın mizahi bir Fransız dergisinin haberini gerçek sandığı iddiası

Teyit, TOGG’dan Britanya basınında ‘çığır açan ilk yerli otomobil’ olarak bahsedildiği iddiası